Dolgu Bağımlılık Yapar mı? “Bir Kere Yaptıran Hep Yaptırır” Mitinin Gerçek Cevabı

Dr. Sinan Akyürek anlatıyor: dolgu bağımlılık yapar mı, neden 6-18 ayda erir, “bırakamama” hissi nereden gelir, yastık yüz nasıl oluşur, doğru aralık nedir.

Dr. Sinan Akyürek Klinik — dolgu geçicidir, bakım rutinidir, bağımlılık değildir

“Hocam, bir kere dolgu yaptıran bir daha bırakamazmış, doğru mu?” Bu soruyu muayenede çok sık duyuyorum. Genelde hasta karar vermek üzereyken, son anda soruyor. Sorunun arkasında iki ayrı korku var. Biri “vücudum buna muhtaç hale gelir mi” korkusu. Diğeri “zamanla o şişmiş yüzlerden birine döner miyim” korkusu. İkisinin de bir sebebi var, ikisini de ayrı ayrı cevaplamak gerekiyor.

Önce bağımlılık ne demek, onu söyleyeyim. Tıpta bağımlılık, vücudun bir maddeye alışıp onsuz işleyemez hale gelmesi demek. Madde kesildiğinde vücut bu eksikliği belirtilerle gösteriyor. Dolguda böyle bir mekanizma yok. Ama “bırakamama hissi” diye gerçek bir şey var. O his bambaşka bir yerden geliyor.

Dolgu vücutta kalıcı mı?

Kalıcı değil, eriyor. Bugün kullandığımız dolgu ürünlerinin büyük çoğunluğu hyalüronik asit. Bu molekül zaten cildinizde, eklemlerinizde, gözünüzde var. Suyu tutuyor, dokuya dolgunluk veriyor. Dolgu olarak enjekte ettiğimiz hali, aynı molekülün birbirine bağlanmış ve daha yavaş çözülen bir versiyonu.

Vücudumuzda hyaluronidaz denen bir enzim var. Enjekte edilen dolguyu aylar içinde parça parça söküyor. Ürünün yoğunluğuna, uygulandığı bölgeye ve sizin metabolizmanıza göre dolgunun etkisi altı ayla on sekiz ay arasında azalıyor. Dudak gibi çok hareket eden bir bölgede daha hızlı, elmacık gibi durağan bir bölgede daha yavaş eriyor. Bir yıl sonra aynaya bakıp “dolgumun etkisi gitti” diyen hastam yanılmıyor. Vücut kendi işini yapmış.

Burada bir şeyi de ekleyeyim. Etkinin azalması, dolgunun dokudan tamamen çıktığı anlamına gelmiyor. Bir kısmı daha uzun süre orada kalmaya devam ediyor. Bunun neden önemli olduğunu aşağıda, şişmiş yüzleri anlatırken söyleyeceğim.

”Bırakamıyorum” hissi nereden geliyor?

Hyalüronik asit eriyip gidiyorsa bu kadar insan neden “bir kere başlayan bırakamıyor” diyor? Aslına bakarsanız burada birkaç ayrı şey birbirine karışıyor. Hiçbiri fizyolojik bağımlılık sayılmaz.

Birincisi, göz yeni yüze alışıyor. Elmacığınıza ölçülü bir hacim koyduğumuzda ilk iki hafta aynada fark edersiniz. Sonra o yüz sizin yüzünüz olur. Beyin yeni hali çabucak normal kabul eder.

İkincisi, dolgu eridikçe öncesine dönüyorsunuz ama öncesini artık daha net görüyorsunuz. İşlemden önce elmacığınızdaki hacim kaybını yıllar içinde yavaş yavaş kabullenmiştiniz, farkında bile değildiniz. Dolgu size o bölgenin dolu halini gösterdi. Eriyince fark yeniden ortaya çıkıyor ve bu sefer gözünüzün kıyaslayacağı bir referans var.

Üçüncüsü, sonucu beğenmek. İnsan iyi hissettiği her şeye bağlanabilir, bunu inkâr edecek değilim. Bazı hastalarım sonucu çok seviyor, yaşının iyisi olmak hoşuna gidiyor ve devam etmek istiyor. Ama kimse yaptırmak zorunda değil. Bırakan birinin vücudunda hiçbir şey olmuyor, yalnız görünüm eski haline dönüyor. Bu yüzden ben dolguyu geçici, tekrarlanabilir ve istendiğinde bırakılabilir bir bakım olarak görüyorum. Burada hem çevrenizdeki dürüst arkadaşlarınızın hem de uygulamayı yapan hekimin yönlendirmesi çok önemli. Her seferinde “biraz daha” diyen bir yaklaşım, işi aşağıda anlatacağım kötü örneklere götürüyor.

Bir grup hastam daha var. Dolguyu bıraktığında yüzünü “eksik” hissediyor ve bunu kaygı olarak yaşıyor. Bu his gerçek, onu küçümsemem. Çoğu zaman da beklentinin baştan doğru konuşulmamasından doğuyor. Muayenede “bu geçici, altı ayla on sekiz ay arasında etkisi azalacak, o zaman yeniden karar vereceğiz” dediğimizde bu kaygının büyük kısmı hiç başlamıyor.

Dolgunun bağımlılık olmadığını gösteren kıyas: fizyolojik bağımlılık ile bakım rutini arasındaki fark

Peki o şişmiş yüzler ne?

Buraya kadar hasta rahatlıyor. Sonra telefonunu çıkarıp bir fotoğraf gösteriyor. Yanakları balon gibi, gözleri küçülmüş, ifadesi silinmiş bir yüz. “Ben böyle olmak istemiyorum hocam, davul gibi olmayayım.” Haklı. Halk arasında “yastık yüz” denen, bizim dilimizde aşırı doldurma sendromu dediğimiz tablo gerçek. Bu tabloyu yapan, dolgunun nasıl ve ne sıklıkla kullanıldığı.

Şöyle oluşuyor. Hasta altı ayda bir geliyor. Önceki dolgunun etkisi azalmış ama kendisi henüz dokudan gitmemiş. Üstüne yeni bir miktar ekleniyor, her seferinde de “biraz daha” deniyor. Beş yıl sonra o bölgede planlanan hacmin iki üç katı birikmiş oluyor. Buna dolgunun uygulandığı yerden hafifçe kayması, yani migrasyon da ekleniyor. Dolgu bir jel olduğu için yer çekiminin baskısıyla yakınındaki yağ dokusuna doğru biraz yayılabiliyor. Yüzün uzak bir yerine gitmiyor ama biriken hacimle birleşince yüzün kendi hatları kayboluyor. Kalıcı olmayan bir ürünle de birikim yaratmak mümkün. Erime hızından daha hızlı eklemeniz yeterli.

Bir fazlasının daha iyi olacağını düşünen yaklaşım bu kötü örnekleri üretiyor. Doğru teknikle ve ölçülü miktarda yapılan dolguda bu tabloyu beklemeyiz. Oluşmuşsa da hyalüronik asit dolgu eritilerek düzeltilebiliyor.

Doğru aralıkla dolgu ile üst üste eklenen dolgu arasındaki fark: biri hacmi korur, diğeri birikim yaratır

Ne sıklıkla tekrar edilmeli?

Ben önceki dolgunun etkisi geçmeden üstüne yenisini yapmıyorum. Hastamı işlemden sonraki ilk ay içinde kontrolde görüyorum, gerekiyorsa küçük bir rötuş yapıyoruz. Sonra “ne zaman geleyim” diye sorduğunda tarih vermiyorum, “aynada fark ettiğinizde gelin” diyorum. Zamanı dokunun durumu belirliyor. Kimi hastam on iki ayda geliyor, kimi iki yıl sonra. İkisi de doğru.

Geldiğinde yüze yeniden bakıyoruz. İki yılda yüz değişiyor, kilo değişiyor, öncelik değişiyor. Geçen sefer elmacığa koyduğumuz hacim bu sefer gerekmeyebilir, belki çene hattı öne çıkmıştır. Bazen de “bu sefer dolgu yapmayalım, cilt kalitesi üzerinde çalışalım” diyoruz. Her seans yüz analiziyle baştan başlıyor. Önceki reçeteyi aynen tekrarlamak doğru olmaz.

Maalesef dolgu yaşlanmayı durdurmuyor. Yüz kemikten yağa, kastan deriye kadar her katmanda değişmeye devam ediyor, dolgu bunlardan yalnız hacme dokunuyor. Dolayısıyla beş yıl sonra daha fazla dolgu gerekiyorsa bunun sebebi aradan geçen beş yıl.

Fikrinizi değiştirirseniz ne olur?

“Bırakamama” korkusunu en çok rahatlatan şey, çıkışın nerede olduğunu bilmek. Dolgudan vazgeçmek isteyen hastamın iki seçeneği var. Birincisi hiçbir şey yapmamak. Altı ayla on sekiz ay içinde etkisi kendiliğinden azalır, yüz eski görünümüne döner. İkincisi, beklemek istemiyorsa dolgu eritme. Hyaluronidaz enziminin yoğun halini o bölgeye uyguluyoruz, dolgu günler içinde çözülüyor.

Bunu muayenede söylediğimde hastanın rahatladığını görüyorum. Geri dönüşü olduğunu bildiğinizde karar vermek kolaylaşıyor.

Elbette eritme de tıbbi bir işlem. Kendi kuralları var ve her durumda ilk tercih olmuyor. Çoğu hastamda “bekleyelim, kendisi gitsin” demek yetiyor.

Bakım mı, bağımlılık mı?

Kendinize birkaç soru sorabilirsiniz. Dolgu gittiğinde vücudunuzda bir eksiklik belirtisi oluyor mu? Olmuyor, yalnız görünüm eski haline dönüyor. Her seferinde daha fazla ürün mü gerekiyor? Doğru aralıkla yapılıyorsa gerekmiyor. Aynı miktar, bazen daha azı yetiyor. Ürün erimeden üstüne mi ekleniyor? Ekleniyorsa sorun plandadır. Bırakmak istediğinizde bırakabiliyor musunuz? Evet, ister bekleyerek ister eriterek.

Kaynaklar ve İleri Okuma

  • American Academy of Dermatology — dolgu uygulamaları hakkında genel hasta bilgisi: aad.org
  • PubMed — hyalüronik asit dolguların dokuda kalış süresi ve hyaluronidaz üzerine literatür: pubmed.ncbi.nlm.nih.gov
  • Cleveland Clinic — dermal dolgu nedir, ne kadar sürer: my.clevelandclinic.org
  • T.C. Sağlık Bakanlığı TİTCK — ürün ve uygulama mevzuatı: titck.gov.tr

İlgili tedavi: Dolgu — detayları görüntüle

Randevu

Sorularınız için danışın

WhatsApp’tan birkaç dakikada bilgi alın, ücretsiz konsültasyon planlayın.